Barış Sokollu

Barış Sokollu
İstanbul Teknik Üniversitesi – Makina Mühendisliği
bsokollu@gmail.com

Anlatmaya neresinden başlayacağımı bilemediğim bir rüya yolculuğuydu Eyobus. Üniversitenin ilk yılında gördüğüm afişlerini son sınıfta hatırlamamla gelen cesaret, “neden olmasın ki? ” sorusuyla araştırmaya dönüştü. Daha önce hiç yurt dışına çıkmamış bir insan olarak bu kararı almak sanırım sürecin en zor aşamasıydı, çünkü bu tura yalnız değil senelerimi paylaştığım kız arkadaşımla çıkmak istiyordum. Nasıl olur, ikimize de çıkar mı katılma fırsatı derken kışın başlarında gelen başvurunuz onaylandı telefonunu aldığım anki kalp atışlarımı unutmam mümkün değil. Bordo pasaportlu olarak turun başlangıcına kadar olan süreçte en çok sabır sınayan aşama tabi ki vize belgeleri hazırlama ve vize başvurusu günü oldu. Bu noktaya gelene kadar hiçbir arama veya mesajımı boşa çıkartmayan Eyobus ofis ekibi ise işlerinde ne kadar tecrübeli ve çözüm odaklı olduklarını turun başlamasına daha aylar varken kanıtlamış oldular.

Eyobus Yolcu Görüşü

Eyobus Yolcu Görüşü

Turun önündeki en büyük engel olan vize başvurusu gününde de yanımızda olan koordinatörlerin verdiği güvenle yapılan başvurular çeşitli özel durumlarınız olsa bile çok yüksek oranda olumlu sonuçlanıyor. Oryantasyon günü gelip çattığında yola çıkıyor gibi değil de sanki o zamana kadar beni bağlayan zincirlerimi kırmaya gidiyor gibiydim. Bu hayal yolculuğunu organize eden, o günü takip eden 20 gün boyunca ise sanki yıllardır tanıdığınız dostlarınızmış gibi gelen ekiple ilk karşılaşmamız da oryantasyon ile gerçekleşmiş oldu. Otobüse bindiğimiz andan sonrası ise ilk günü hangisi, son günümüz hangisiydi diye karıştırılabilecek kadar harika bir yolculuk. Rota zaten belli olduğu için gidilen yerlerden bahsetmek istemiyorum ancak her şehri gezmek için yeterli zamanın verildiği şüphe götürmez. Bir şehri gezmenin bütün sırrı gittiğiniz yerin ulaşım ağını çözmekte gizli, dolayısıyla buna ne kadar çabuk hakim olunursa bir güne o kadar çok şey sığdırılıyor. O yüzden yola çıkmadan önce şehirler ve özellikle büyük şehirlerin ulaşım (metro) ağı hakkında araştırma yapmak gezmekten alacağınız tadı katlayacaktır. Tur boyunca yapılan konaklamalar ise beklediğimin çok çok üstündeydi. Ancak turun çoğunluğu tabiki otellerde değil, canımız otobüslerimizde geçiyor 🙂 . Dolayısıyla otobüslerden biraz bahsetmek gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle Eyobus işinde son derece iyi olan şoförler ile çalışıyor bu bir gerçek ve çalıştıkları insanlar tura katılıp sizinle gezen birisi gibi sıcak, samimiler.

Eyobus Yolcu Görüşü

Eyobus Yolcu Görüşü

Bu tura katılma kararında en zorlayıcı düşünce muhtemelen herkes için otobüste geçen geceler olacaktır. Bu tura katılma kararını alırken de etrafınızda mutlaka “otobüsle avrupa mı gezilirmiş, delirdin mi sen? ” diyenler çıkacaktır. En azından benim çıktı. Ben 20 günün ardından otobüs yolculuğu hakkında en özet şekilde şunu söyleyebilirim: enerjinizi toplamış bir halde her sabah yeni bir şehirde, yeni bir dünyada gözlerinizi açmanın yarattığı duyguyu bunu yaşamadan kimse anlayamaz. O yüzden delirin, bu duyguyu tatmak için. Otobüslerle ilgili bir şey daha belirtmekte fayda var, en “otobüste uyuyamam” insanı bile koltuğuna kavuştuktan sonra geceyi deliksiz uyuyarak geçiriyor 🙂 20 günlük avrupa yolculuğunun her dakikası ayrı bir hikaye. Gidilen her kilometre aslında sizi kendinize yaklaştıran, kendinize koyduğunuz engelleri aştığınız bir yol. Bu yolda ise sadece anılara yeni şehirler eklenmiyor, anı olmaktan çok daha öteye geçebilecek arkadaşlıklar kuruluyor ki bence yolculuğun kendisi kadar önemli olan şey bu ve bunu gerek yolculuk öncesinde, gerekse otobüs içinde sağlama konusunda gayet başarılı olan Eyobüs koordinatörlerinin her biri ayrı ayrı takdiri hak ediyor 🙂 Bu yolculuğun sonu ise… sonu yok. Bu tura katıldıktan sonra en çok da bunu anlıyor insan: yolda olmanın sonu yok. İyi ki de yok.

Eyobus Yolcu Görüşü