LÜTFİYE NUR ERTEKİN
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ – İlköğretim Matematik Öğretmenliği
nur.ertekin@outlook.com

Merhaba, Eyobus22 ailesinden Lütfiye Nur ben. Eyobus’e katılmaya karar vermeden önce her bir yolcu görüşünü defalarca okuyup notlar almıştım. Şimdi görüş bildirme sırası bendee 🙂

Öncelikle tura tek katıldım. Belki tek katılmayı düşünenlerin en büyük korkusu budur: Koltuk arkadaşım ve oda arkadaşım kim olacak, otobüs içindeki ortama uyum sağlayabilecek miyim?.. İnanın ilk dakikalarından itibaren eğlenmekten bunlar hiçbir zaman aklınıza gelmiyor. Bu açıdan oryantasyonun kaynaşmamıza etkisi çok büyük. Ben koltuk ve oda arkadaşımı oryantasyon esnasında, daha iki-üç saattir tanışıyorken buldum ve bir daha kaybetmedim:) Gelin görün ki şehirlerde genellikle ayrıydık. Katıldığınız kişiyle de mutlaka ayrı gezdiğiniz oluyor. Bana sorarsanız tek katılmak daha iyi 😉 Ekürim Merve ve ben -Hollanda(Zaanse Schans)’da:

Otobüs içinde ve dışında uyum çok önemliydi, birbirimizi koruduk kolladık, güldük ağladık, yabancı diyarlarda gezerken bir sokakta birbirimizle karşılaşmanın verdiği sevinci paylaştık… Güzel olan şu, yapmacıklık yok. Herkesin en doğal hallerini görüyor, tanıyorsun.

Benim bu tura dair tek büyük korkum ‘Şehirlerde verilen zamanlar yeterli olacak mı?’idi. Oluyor, içeceklerimizi alıp saatlerce oturup sohbet ettiğimiz çok oldu. Tabii daha çok, hızlı hareket ediyor ve dopdolu bir gün geçiriyorsun. Bunun tadı ayrı güzel. Zaten tur programı çok iyi ayarlanmış. Gümrüklerde sıkıntı çıkmadığı sürece (ki biz yaşamadık) veya olumsuz bir gelişme olmadığı sürece tam zamanında varıyorsun bir sonraki hedefe.

Parayı nasıl muhafaza ettim? Kesinlikle tamamını yanında taşımamak gerekiyor. Bir kısmını bavula 2-3 parça halinde farklı yerlere koyarak, bir kısmını da aynı şekilde cüzdan ve çanta içine paylaştırarak koydum ve hiçbir problem yaşamadım. Bavullar otobüste güvende oluyor ama siz yine her ihtimale karşı kilitli bavul tercih edebilirsiniz ya da küçük fermuar kilitlerinden alabilirsiniz.

Oteller, çok önemli değildi benim için (Sadece uyumak, temizlenmek ve sabah kahvaltısı için kullanacağımı düşündüğümden). Genellikle iki kişilik odalarda kaldık ve odalar çok konforluydu. Bazı kıyafetlerimizi yıkayıp kurutma imkanı da bulduk. Kurumayan çamaşırlarsa otobüsü çamaşırhaneye çevirdi 🙂 Oteller genelde büyük marketlere yakındı ve eksiklerimizi alıyor, yiyecekler stokluyorduk bu sayede. Ulaşımları da genellikle metro ya da tramvay biletleri alıp raylı sistemle rahatça sağlayabiliyorsunuz.

Hayallere ulaşmak zor değil, zor olan kafamızda yarattığımız sınırlar. Ben öğrenciyim ve 3 senede azar azar biriktirdiğim (burs, harçlık vs…) paralarla bu yola çıktım. Ve sonuna kadar değdiğini düşünüyorum. 6-7 senedir süren Venedik’i ve Avrupa’yı görme hayalim bu yola çıkmamdaki en büyük etken. Diğeriyse yollarda kendimi aşırı mutlu hissetmem. Çevremden aldığım ‘otobüsle/tek başına zor olmayacak mı?’ gibi tepkileri duymadım bu sayede. İstemek çok önemli, onun haricinde bütün problemler bir şekilde aşılır.

Yol demişken, asla sıkıcı geçmiyor, şöyle kategorize edebiliriz: Uyuyanlar, yolu izleyenler, muhabbet edenler, koridorda dans edenler, Vampir-Köylü oynayanlar…

Son olarak EYOBUS ailesine hayallerime ulaşırken yanımda olduğu için çok teşekkür ediyorum. Ayrıca evrak işlemlerinden tutun tur esnasındaki her türlü probleme kadar çözüyorlar. Zaten her şeyi bizim yerimize düşünmüşler, bize tadını çıkarmak kaldı.

Tur esnasında yaşadığımız küçük-büyük her problemle yakından ilgilenen, şehirlerle ilgili tüyolar veren, bir abi, bir arkadaş olan koordinatörümüz Faruk Dağ’a özel olarak teşekkür ediyorum. İyi ki bu kocaman ailenin bir parçası olmuşum.

Önemli Not: Evlerinize döndüğünüzde ‘Yeni bir ülkede uyanmadıkça yataktan kalkamıyorum’ sendromuna yakalanıyorsunuz. Bu bunalımlı süreçte de Eyobus Ailesi whatsapp grubuna sarılıyor, oradan destek alıyorsunuz.

Fazla düşünmeyin derim. Yollar güzel, yollar samimi, yollar özgürlüğe açılan bi kapı, onu aralayın 🙂